Başlık tuzaktı. Konu aslında fena halde sıkıcı. CHP’nin Meclis boykotu. Ama Olağan Şüpheliler gibi bitiyor sonu. Porselen bardak düşüyor, aksak ayaklı adam aksamadan yürümeye başlıyor: Ve Kobayaşi...
Başlayalım.
Herkes hâlâ anlamaya çalışıyor CHP’nin boykotunu. Medyadaki en CHP’li yazarların bile arkasında durmadığı bu eylemi niye yaptı ve niye hâlâ sürdürüyor Kılıçdaroğlu? Kimsenin beklemediği, CHP kulislerini en iyi takip edenlerin bile son âna kadar ihtimal vermedikleri bir son dakika kararından bahsediyoruz. Kulislere yansıyan bilgilere göre boykot kararı, bizzat Kılıçdaroğlu tarafından, bazı CHP’li vekillerin, parti yöneticilerinin şerhlerine rağmen alındı. Yine pek çok CHP’li milletvekilinin itirazına rağmen sürüyor.
CHP’ye yakın isimler bu durumu amatör bir siyasetçinin yanlış hesabı olarak açıklıyor.
Daha popüler ve ikna edici açıklama ise tabii ki şu: Ergenekon emretti, Kılıçdaroğlu yaptı.
Ama üzerinde düşündükçe insan bu iki açıklamayla da tatmin olmuyor.
Ergenekon gibi derin yapılar için fazla kör gözüne parmak bir plan değil mi bu? “Ergenekoncuları vekil yapmadılar, o zaman emrediyoruz CHP, Meclis’e girme, anayasayı engelle!..” Hem de bu boykot siyasetinin bir plan dâhilinde yürümediği süreç içindeki tüm acemiliklerle belli iken.
Şu âna kadar Kılıçdaroğlu’nun neden böyle bir karar aldığını anlamak için en bilindik cinayet romanı sorusunu sormak henüz kimsenin aklına gelmedi. Hadi onu da ben sorayım: Bu boykot kimin işine yaradı?
CHP’nin işine yaramadığı açık. Toplumsal bir hiçbir karşılığı yok. CHP’ye oy getirmeyecek aksine oy kaybettirecek. Ergenekon’un işine de yaramaz. Herkes önce onlardan bilecekti, öyle de oldu zaten. Böylece Haberal ve Balbay belki çıkacakken çıkamaz olurdu/öyle de oldu.
Peki, bu boykot neye/kime yaradı?
Cevap açık: BDP’ye ve Kürt sorununun çözümüne.
Yazının devamını okumak için tıklayın.