1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:36
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yıldıray Oğur MANİFESTOM 30.03.2009
Yıldıray Oğur
Gettolaşan Türkiye
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye Yıldıray Oğur - Gettolaşan Türkiye
Yıldıray Oğur köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Bizim gibi siyasetin sert geçtiği ülkelerde ayıp bir sorudur “Oyunu kime vereceksin.”

Seçimlerden birkaç gün önce cesaret edip bu soruyu sorduğum bir taksicinin verdiği cevabı seçim sonuçlarının açıklandığı şu dakikalarda daha iyi anlıyorum.

Diyarbakırlı bir Kürt olan taksici bana “Oyumu kendime vereceğim” demişti. İlk duyduğumda bunun ayıplı sorudan kurtulmak için uydurulmuş, “Herkes kendi cebini doldurmanın peşinde” gibi standart bir geçiştirme cümlesi olduğunu düşünmüştüm.

Değilmiş. Benim çok popüler anti-politik gevezeliklerden biri sandığım bu cevap, hâlbuki politikanın en hasıymış. Hatta bu yerel seçimin sonuçlarını en iyi açıklayacak olan da Kürt taksicinin İstanbul’un ortasında “DTP” ye oy vereceğini söylememek için keşfettiği o cümlede gizliymiş.

Evet, bu yerel seçimlerde herkes kendine oy verdi.

Geçen seçimlerde başkalarına oy vermiş Vanlılar, Siirtliler, Iğdırlılar bu kez “kendilerine” oy vermeyi tercih etti. Diyarbakırlılar, Şırnaklılar, Batmanlılar, Hakkârililer yine kendilerinden başka oy verecek kimse bulamadılar.

AKP’nin piyano çalan, laik görünümlü adayı Menderes Türel bile “çağdaş Antalyalıları” kesmedi. Antalyalılar o kadar gözü kapalı kendilerine oy verdiler ki başörtüsü tartışmaları sırasındaki çıkışlarıyla saç baş yolduran içe kapanmacı bir rektörü memleketin en dışa açık şehrine başkan yaptılar.

Ankaralı muhafazakârlar da kendilerine oy vermeyi tercih etti. Hakkında, piyasaya rakip adaylarla ilgili porno kasetler sürmekten, bin türlü yolsuzluğa kadar türlü iddialar olan antipati şampiyonu Melih Gökçek “kendilerine oy vermek” durumunda kalanlar sayesinde yeniden başkan oldu.

İç Egeli Türkler de kendilerine oy verdi bu kez. Ege’de yükselen milliyetçilik MHP’de karar kıldı. Çılgın ve öfkeli Egeli Türkler taraflarını belirginleştirdi. Kürtlere yönelik linç olaylarıyla gündeme gelen Balıkesir MHP’de karar kıldı.

Kıyı Ege’de ise laiklik kaygıları her şeyin önüne geçti. Kıyı Ege’de İyon kent devletlerinden sonra şimdi de bir ‘CHPpolis’ kent devletleri oluştu.

Sivaslılar da acı bir şekilde kaybettikleri hemşerileri Yazıcıoğlu’nun anısına yani yine kendilerine oy verdiler.

Urfalıların, Eskişehirlilerin oyu da yabancıya gitmedi.

İzmirliler, Çankayalılar, Kadıköylüler, Bakırköylüler, Beşiktaşlılar her zamankinden daha da çok CHP’lileşti. Kayseriler, Konyalılar, Üsküdarlılar, Ümraniyeliler her zamankinden daha çok AKP’lileşti. Sarıyer’de, Kartal’da, Maltepe’de seçim yerine laik ve dindar kelleler sayıldı. Beyoğlulu çağdaş, entelektüel insanlar sırf CHP’li diye sokaklara “Mustafa Dolu Hizmetlerle Dopdolu” gibi komik pankartlar asan bir adaya oy verdiler. Üsküdarlı laikler AKP karşısında Levent Kırca’yı değil, bebek resimli pankartları, arabesk sözlü şarkıları olan bir CHP’li adayı destekledi.

Başarısız ve yeteneksiz başkanlar gözü kapalı polarizasyona şükredip koltuklarını koruyabildi. Kifayetsiz adaylar nasiplerini siyasi kamplaşmadan çıkardı.

Siyaset alanında sağ, sol, merkez sağ, liberal, sosyal demokrat adları tümüyle hükümsüzleşti.

Laiklik ve kimlik meseleleri siyasi kamplaşmayı tam ortasından bölen ana fay hattı haline geldi. Herkes kendi kalesine çekildi ve orayı korumanın derdine düştü. Siyaset gettolaşmaya yenildi.

İktidar yıpranmışlığı yüzünden AKP’den kaçanlar ya Kürtlüklerine ya da Müslümanlıklarına geri döndü. Kürtler başka yerlerde macera aramaktan vazgeçip DTP’ye, İslamcılar “muhafazakâr demokrat” sapmasından dönüp Saadet’e erdi.

CHP yüzde 20’lerde kilitlendi. O yüzde 20’lik kitle için Türkiye’de siyaset CHP’de bitti. CHP laik Türklerin DTP’si haline geldi. Bir zamanların laik merkez sağcıları tümüyle CHP’li oldu.

Ve AKP. AKP hem muhafazakâr hem demokrat hem milliyetçi hem AB’ci olmanın daha doğrusu olamamanın bedelini ödedi. Ne Musa’ya ne İsa’ya yaranamadı. Böylece de Kürtlerin, yoksul dindarların bir kısmını kaybetti. Cipli başörtülü kadınlarla arası açılan otobüsteki başörtülü kadınlar, PKK’ya af isteyen Kürtler, AKP’de kendilerini bulamamaya başladılar. AKP de ılımlı muhafazakâr demokrat bir kitleye doğru geri çekildi.

Bu seçimde AKP belki oy kaybetti ama Tunceli’de bile varlık gösterip Türkiye’nin her yerinden oy alabilen tek merkez partisi olma konumunu güçlendirdi. CHP laiklikte, Saadet İslamcılıkta, DTP Kürtlükte, MHP Türklükte radikalleşti. AKP ise yükselen Anadolulu orta sınıfın ılımlı demokratikleşme ve değişim taleplerinin sözcüsü olma vasfını güçlendirdi. AKP artık daha da güçlü olarak bir sınıfsal tabanın üzerine oturdu ve tümüyle bir sınıf partisi oldu.

Böylece siyasette kalıcı olduğunu da ispatladı.

İç Anadolu milliyetçilikten vazgeçti. Milliyetçi dalga (umarım denize dökülmek üzere) Ege’ye püskürtüldü. Türkiye’nin “Bozkurt Yuvası” Yozgat Ovası değil, Menderes Ovası oldu.

Seçim sonuçlarını gösteren haritaya yeniden dikkatle bir bakın.

Siz de göreceksiniz.

Batı kıyılarında kırmızılar, Ege’nin taşrasında bordolar, iç kesimlerden kuzeye doğru blok halindeki sarılar ve güneydoğuda yeşiller.

Siz de bölünmüş bir ülke resmi görmüyor musunuz? Siz de Türkiye toprakları üstünde artık Laik bir Ege Cumhuriyeti, Milliyetçi bir İç Ege Beyliği, bir Anadolu Ilımlı İslam Devleti ve bir Kürdistan görmüyor musunuz?

29 Mart yerel seçimleri Türkiye’nin artık tamamen gettolaştığının açık bir göstergesidir. Bu seçimde herkes kendine oy verdi ve herkes kendi topraklarına doğru geri çekildi.

Kararların verildiği, hükümlerin kesildiği, kafaların netleştiği, farklı kesimler arasında iletişimin koptuğu böyle bir Türkiye hepimizi korkutmalıdır.

29 Mart sonrası ortaya çıkan yeni bölünmüş Türkiye haritası üzerinde herkes yeniden düşünmelidir.

 

Diğer Yıldıray Oğur Makaleleri:
  1. Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1 - 02.09.2010
  2. Hacıbekir’de sandığa gitme hakkı - 31.08.2010
  3. Keşke 12 Eylül’den önce de bir cemaat olsaydı - 26.08.2010
  4. Bir maniniz yoksa Ahmet Türk size gelecek - 24.08.2010
  5. Ya 99’daki görüşmeler Devlet Bey? - 22.08.2010
  6. Peki, Veli Küçük neden hala tutuklu? - 17.08.2010
  7. BARIŞ IÇIN BEŞ ADIM - 15.08.2010
  8. Koster durdu, ancak... - 12.08.2010
  9. YAŞ, 12 Mart’ta cuntacılığa karşı kurulmuştu - 10.08.2010
  10. Hain Şerif’ten, Kahraman Sherif’e - 08.08.2010
  11. Medya “şehitleri” nasıl öldürdü - 05.08.2010
  12. Bu andıç ‘kağıt parçası’ değil - 03.08.2010
  13. Manşetteki JİTEM operasyonu - 01.08.2010
  14. İşte tam liste “Muhtıra İşbirlikçileri” - 29.07.2010
  15. Laik çocuk reşit olurken... - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Gettolaşan Türkiye - Yıldıray Oğur
03.09.2010 06:36:10