Bizim gibi siyasetin sert geçtiği ülkelerde ayıp bir sorudur “Oyunu kime vereceksin.”
Seçimlerden birkaç gün önce cesaret edip bu soruyu sorduğum bir taksicinin verdiği cevabı seçim sonuçlarının açıklandığı şu dakikalarda daha iyi anlıyorum.
Diyarbakırlı bir Kürt olan taksici bana “Oyumu kendime vereceğim” demişti. İlk duyduğumda bunun ayıplı sorudan kurtulmak için uydurulmuş, “Herkes kendi cebini doldurmanın peşinde” gibi standart bir geçiştirme cümlesi olduğunu düşünmüştüm.
Değilmiş. Benim çok popüler anti-politik gevezeliklerden biri sandığım bu cevap, hâlbuki politikanın en hasıymış. Hatta bu yerel seçimin sonuçlarını en iyi açıklayacak olan da Kürt taksicinin İstanbul’un ortasında “DTP” ye oy vereceğini söylememek için keşfettiği o cümlede gizliymiş.
Evet, bu yerel seçimlerde herkes kendine oy verdi.
Geçen seçimlerde başkalarına oy vermiş Vanlılar, Siirtliler, Iğdırlılar bu kez “kendilerine” oy vermeyi tercih etti. Diyarbakırlılar, Şırnaklılar, Batmanlılar, Hakkârililer yine kendilerinden başka oy verecek kimse bulamadılar.
AKP’nin piyano çalan, laik görünümlü adayı Menderes Türel bile “çağdaş Antalyalıları” kesmedi. Antalyalılar o kadar gözü kapalı kendilerine oy verdiler ki başörtüsü tartışmaları sırasındaki çıkışlarıyla saç baş yolduran içe kapanmacı bir rektörü memleketin en dışa açık şehrine başkan yaptılar.
Ankaralı muhafazakârlar da kendilerine oy vermeyi tercih etti. Hakkında, piyasaya rakip adaylarla ilgili porno kasetler sürmekten, bin türlü yolsuzluğa kadar türlü iddialar olan antipati şampiyonu Melih Gökçek “kendilerine oy vermek” durumunda kalanlar sayesinde yeniden başkan oldu.
İç Egeli Türkler de kendilerine oy verdi bu kez. Ege’de yükselen milliyetçilik MHP’de karar kıldı. Çılgın ve öfkeli Egeli Türkler taraflarını belirginleştirdi. Kürtlere yönelik linç olaylarıyla gündeme gelen Balıkesir MHP’de karar kıldı.
Kıyı Ege’de ise laiklik kaygıları her şeyin önüne geçti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.