Doğu Kalkınma Ajansı’nın davetlisi olarak Van’daydım. Yavuz Donat gibi girdim farkındayım. Beni Ahtamar Adası’nın güneş enerjisiyle ışıklandırma törenine ajansın başındaki Dr. Emin Yaşar Demirci davet etti.
10 yıldır Van’da yaşayan Rizeli bir sosyolog olan Demirci’yi 10 yıl önce ben ODTÜ’de öğrenciyken Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde düzenlediğimiz bir gençlik buluşması sayesinde tanımıştım. O zaman Van olağanüstü hal bölgesindeydi. Her şeyi, konuşmak serbest değildi. Tabii biz buluşmaya ONE adını koyacak kadar naiftik. Toplantının bir oturumunda Güneydoğu Sorunu’nu (Kürt Sorunu diyememiştik) konuşuyoruz diye konuşmacılardan biri olan o zamanki DYP milletvekili Hüseyin Çelik’i bir albay uyarmıştı. Toplantının düzenlendiği sınıftaki tahtaya tebeşirle yazdığımız Güneydoğu Sorunu başlığını problem çıkmasın diye konuşmacıların sırtlarıyla gizlemeye çalıştığını hatırlıyorum.
Gece düzenlediğimiz partide üniversiteden arkadaşların kurduğu bir müzik grubu Kürtçe şarkılar söylemeye başlayınca yeniden hiddetlenmişti aynı albay. Bizim ODTÜ’lü arkadaşlar rahatlatmak için onu Van Gölü karşısında rakı içmeye götürdü de konser devam edebildi. Herhalde o üç gün boyunca kırılmadık tabu kalmadığı için bizden bir ay sonra Van’daki olağanüstü hal kalktı.
10 yıl sonra gittiğim Van bambaşka bir şehirdi. Hemşerim olan Van Valisi Münir Karaloğlu geçen 29 Ekim kutlamalarında Kürtçe konserler düzenlemiş bir vali. İnanması güç Vali Bey’in halkı Kürtçe selamladığı bile oluyormuş. Van’ın BDP’li mütevazı ve sevilen Belediye Başkanı Bekir Kaya’ya yakın ilgisi de BDP’lilerin askerî resepsiyonlara çağrılmadığı Ankara’ya örnek olmalı.
Referandum hazırlıkları süren şehirde tahminler boykotun sandığa rutin olarak gitmeyen bir kitleyle birlikte yüzde 50’yi bulacağı, ama sandığa gidenlerin yüzde 80’inin “evet” diyeceği yönünde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.