4 Eylül 1999
Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu basınla biraraya geliyor.
Ertesi günkü gazeteler o meşhur ‘28 Şubat, 100 yıl daha sürecek’ açıklamasını manşetlere çekiyor. Hâlbuki aynı konuşmada Kıvrıkoğlu bugün Kürt meselesiyle ilgili bir Genelkurmay Başkanı’nın söylemeyi hayal bile edemeyeceği şu sözleri de söylemişti:
“Terör başının da söylediği gibi, silah yoluyla bir yere varamayacaklarını kabul ettiler. Siyasal yoldan çözüm düşünüyorlar. Federasyon da istemiyorlar. İstedikleri bazı kültürel haklardır. Bunların bazıları zaten verilmiştir. Kürtçe gazete ve kasetler serbest. Yasak olmasına rağmen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürtçe televizyon ve radyo yayınları yapılıyor. 37 il ve ilçede belediyeler HADEP’te. Kimse ‘niye seçildiniz’ diye karşı çıkmadı. Doğru dürüst çalışıp memlekete hizmet ederlerse kimse bir şey demez. Türkiye birçok hakkı vermiş zaten”
16 Ocak 200
Türkiye’nin gündemi yine Kürtçedir. Binlerce genç, seçmeli Kürtçe dersi için üniversitelere dilekçeler vermektedir.
16 ocak günü Hürriyet’ten Metehan Demir ve NTV bir askerî raporu ‘ele geçirip’ yayınlar.
“PKK’ya 12 maddelik ültimatom” başlığıyla verilen raporda Kürtçe kampanyalarının arkasında PKK olduğu söylendikten sonra PKK’dan Türkiye’yi bölmeme konusunda samimiyetini ortaya koyabilmesi için 12 konuda adım atması istenmektedir. Dil, üslup ve diyalog çabası rutin dışıdır
12 madde arasında “Medya TV’nin Türkçe ve Kürtçenin iki lehçesinde verdiği haberlerde Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizden ‘Kürdistan’ ve bu bölgelerimizdeki illerimizden ‘Kürt illeri’ şeklinde söz etmemesi, hava durumunun Kürdistan adı altında ele alınması uygulaması sona erdirilmesi” gibi talepler vardır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.