1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:10
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yıldıray Oğur MANİFESTOM 06.04.2009
Yıldıray Oğur
Hey NATO versene taviz
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz Yıldıray Oğur - Hey NATO versene taviz
Yıldıray Oğur köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Berlusconi, kendisine hoş geldin demek için bekleyen ev sahibi Merkel’e doğru yürürken birden telefonu çalıyor.

Normalde böyle durumlarda telefonlar kapatılır, açık kalıp çalsa bile meşgule alınır. Ama o öyle yapmıyor. Telefonu işaret ederek, “Çok mühim,” diyor Merkel’e ve yönünü değiştiriyor.

Öylece ortada kalan Merkel epey bir bozuluyor. Diğer liderler beraberce Avrupa Köprüsü’nden geçmek için bir süre daha Berlusconi’yi bekliyorlar.

Ama o hararetli telefon konuşması bitmek bilmiyor. Berlusconi ancak köprüyü geçtikten sonra yetişebiliyor onlara.

***

Bir gün birileri NATO’nun 60. yıldönümü törenlerindeki bu tarihî anda İtalya Başbakanı neden yoktu diye merak ederse, cevap “O sırada Türkiye Başbakanı Erdoğan ile telefonda konuşmaktaydı” olacak.

Ve kim inanır, Berlusconi’yi yolundan çeviren, beden dilini değiştiren o hararetli telefon konuşmasını yaptığı kişinin aslında Başbakan Erdoğan’ın tercümanı olduğuna.

Aynı Berlusconi’yi Başbakan’ın kızının düğününe getiren davetin, “Nasıl attık Milan’a Silvio” tarzı kanka muhabbetlerinin arkasında sadece başarılı bir çevirmen var.

Sizi bu mutlu edecekse buna inanın.

***

G-20 zirvesindeyiz. Bu kez Başbakan’ı Obama ile hoş bir muhabbet içinde buluyoruz. Uzun uzun konuşuyorlar. İkisinin de boyları uzun, fotoğraf karesine başka kimse girememiş. Kim inanır ki o samimi sohbetin ortasında başka bir çevirmenin durduğuna.

Başbakan’ı katıldığı zirvelerde soğuk Finlandiya, minik Lüksemburg Başbakanı ile eski takımının sol bekiyle karşılaşmışçasına sarmaş dolaş yapan da, Olli Rehn’i “Sevgili Olli” haline getiren de sadece başarılı bir çevirmen olamaz.

***

Bu Türkiye, bir Aşağı Saksonyalı gibi Almanca konuşan Mesut Yılmazları, Beyaz Saray’a “Beyaz Ev” diyecek kadar İngilizce düşünen ve İngilizce hayal eden Tansu Çillerleri, İngilizceden şiir çeviren Ecevitleri, uluslararası toplantılarda İngilizce konuşmakta mahir Demirelleri gördü.

Gördü de ne işe yaradı. Bir Davos fatihi mi oldular? Bir NATO Genel Sekreterliği krizi çıkartıp, başyardımcılık koltuğunu mu kaptılar? Hangi diplomatik zafere yaradı “If clause”lu düzgün cümle kurmak? Ne oldu yani “subjonctif” ile “imparfait”yi karıştırmadan konuştularsa?

O kadar Almancasına rağmen Mesut Yılmaz kendine bir Alman şansölyesini, bir Avusturya başbakanını kanka yapabildi mi?

Sarışın, mavi gözlü, Mehmet Ağar’ı yanında görmeseniz Türk olduğunu anlayamayacağınız Çiller, ‘magic touch’lar yaptı, Clinton’a kravatlar götürdü. Şimdi bir Miami Valisi’ni bile getirebilir mi oğlunun düğünü için Türkiye’ye?

Demirel’in İngilizcesi son baraj teknolojilerini takip etmesinden başka ne işimize yaradı?

Kıbrıs’ı hâlâ içinden çıkılamayan bir krize sürükleyen Ecevit keşke İngilizce bilmeseydi, belki ikinci müdahalenin yaratacağı diplomatik krizi önceden kestirebilirdi.

***

İnsan bazen düşünmeden edemiyor.

Ya Recep Tayyip Erdoğan gençliğini top peşinde koşarak geçirmeseydi. Zihninin yeni bir dil öğrenmeye en açık yıllarını keşke “Siyonist Batı” diyen başka bir şey de demeyen Erbakan’ın peşinde heba etmeseydi?

Şevki Yılmaz kasetleri dinleyeceğine, bir Limasollu Naci seti alsaydı kendisine.

Oturup evde Emine Hanım ile “Mr. Brown ve Mrs. Brown”un “seaside” maceralarına dalsaydı.

Bugün “Hey Corç versene borç, olmaz Maykıl yandan kaykıl” İngilizcesi ile Metternichleşen, Kissingerlaşan, Avrupa üzerinde hayalet gibi dolaşan Erdoğan’ın, siz bir de İngilizce rest çekebildiği bir Avrupa’yı düşünün bakalım.

Beş yaşında Fransız mürebbiyeye teslim edilip, Batı kültürünü öğrensin diye yedi yaşında piyano, on yaşında bale ve dans dersleri aldırılan, Saint ile başlayan okullarda okutulup, lisan için yurtdışlarına gönderilen çocukların yapamadıklarını, Rize’den çıkıp, Kasımpaşa’da yetişen, top peşinde koşmaktan derslerine pek çalışamayan, “kendi özbenliğini korusun” diye İmam Hatip’e gönderilip, Batı medeniyetini tek dişi kalmış canavar olarak gören bir çocuk başardı.

O çok modern, o çok kültürlü, o çok bayıldığımız Batılı liderler bir tek onu sevdiler. Bir tek onu değişik buldular. Bir tek onunla kanka oldular. En ileri çağdaş ülkeler seviyesine bir tek o kabul edildi. En güzel resti o çekti. En iyi pazarlığı o yaptı. En diplomatik zaferleri o kazandı.

***

Beyaz Türkler kıskanç gözlerle izliyorlar onu.

Bir İmam Hatipli başbakana bakıyorlar, bir de Aziz Benoit’nın kolejine girmesi için hayatını mahvettikleri “proje çocuklarına”.

Bir onun beden diliyle döktürmesini izliyorlar, bir de yıllarca ders aldırıp, yurtdışlarına gönderdikleri çocuklarının Sultanahmet’te yol tarifi soran turist karşısında dökülen İngilizcesine.

Düşünsenize bu Erdoğan bir de İngilizce bilseydi?

O zaman da bu kadar teklemeden konuşabilir miydi Obama ile?

 

Diğer Yıldıray Oğur Makaleleri:
  1. Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1 - 02.09.2010
  2. Hacıbekir’de sandığa gitme hakkı - 31.08.2010
  3. Keşke 12 Eylül’den önce de bir cemaat olsaydı - 26.08.2010
  4. Bir maniniz yoksa Ahmet Türk size gelecek - 24.08.2010
  5. Ya 99’daki görüşmeler Devlet Bey? - 22.08.2010
  6. Peki, Veli Küçük neden hala tutuklu? - 17.08.2010
  7. BARIŞ IÇIN BEŞ ADIM - 15.08.2010
  8. Koster durdu, ancak... - 12.08.2010
  9. YAŞ, 12 Mart’ta cuntacılığa karşı kurulmuştu - 10.08.2010
  10. Hain Şerif’ten, Kahraman Sherif’e - 08.08.2010
  11. Medya “şehitleri” nasıl öldürdü - 05.08.2010
  12. Bu andıç ‘kağıt parçası’ değil - 03.08.2010
  13. Manşetteki JİTEM operasyonu - 01.08.2010
  14. İşte tam liste “Muhtıra İşbirlikçileri” - 29.07.2010
  15. Laik çocuk reşit olurken... - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Hey NATO versene taviz - Yıldıray Oğur
03.09.2010 06:10:49