Berlusconi, kendisine hoş geldin demek için bekleyen ev sahibi Merkel’e doğru yürürken birden telefonu çalıyor.
Normalde böyle durumlarda telefonlar kapatılır, açık kalıp çalsa bile meşgule alınır. Ama o öyle yapmıyor. Telefonu işaret ederek, “Çok mühim,” diyor Merkel’e ve yönünü değiştiriyor.
Öylece ortada kalan Merkel epey bir bozuluyor. Diğer liderler beraberce Avrupa Köprüsü’nden geçmek için bir süre daha Berlusconi’yi bekliyorlar.
Ama o hararetli telefon konuşması bitmek bilmiyor. Berlusconi ancak köprüyü geçtikten sonra yetişebiliyor onlara.
***
Bir gün birileri NATO’nun 60. yıldönümü törenlerindeki bu tarihî anda İtalya Başbakanı neden yoktu diye merak ederse, cevap “O sırada Türkiye Başbakanı Erdoğan ile telefonda konuşmaktaydı” olacak.
Ve kim inanır, Berlusconi’yi yolundan çeviren, beden dilini değiştiren o hararetli telefon konuşmasını yaptığı kişinin aslında Başbakan Erdoğan’ın tercümanı olduğuna.
Aynı Berlusconi’yi Başbakan’ın kızının düğününe getiren davetin, “Nasıl attık Milan’a Silvio” tarzı kanka muhabbetlerinin arkasında sadece başarılı bir çevirmen var.
Sizi bu mutlu edecekse buna inanın.
***
G-20 zirvesindeyiz. Bu kez Başbakan’ı Obama ile hoş bir muhabbet içinde buluyoruz. Uzun uzun konuşuyorlar. İkisinin de boyları uzun, fotoğraf karesine başka kimse girememiş. Kim inanır ki o samimi sohbetin ortasında başka bir çevirmenin durduğuna.
Başbakan’ı katıldığı zirvelerde soğuk Finlandiya, minik Lüksemburg Başbakanı ile eski takımının sol bekiyle karşılaşmışçasına sarmaş dolaş yapan da, Olli Rehn’i “Sevgili Olli” haline getiren de sadece başarılı bir çevirmen olamaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.