Kampanya sürüyor: “Mehmet Haberal gibi uluslararası şöhrete sahip binlerce böbrek nakli yapmış ünlü bir bilim adamının ne işi olur darbeyle..”
Neyse ki Türkiye bu savunmalarla beraat kararı alınacak bir muz cumhuriyeti değil.
En fazla doktor raporuyla hasta olmadığının tescilli olmasına rağmen hapishaneden kaçmak için hastanede yatabilirsin. Tabii eğer arkan sağlamsa... Tabii bir de Veli, Küçük gibi kötü bir şöhretin, Doğu Perinçek gibi çok düşmanın yoksa...
Derdim suç aramak, bu adam niye hapishanede değil diye sorgulamak değil. Bu ülkede tutukluluk seçeneğinin hunharca kullanıldığı da çok doğru.
Benim derdim kararlarını beğenmediği hâkimleri cezaya çarptırtacak kadar kudretli insanları daha yakından tanımak... Onların dünyasını tanımak için ise bir cevher benim için Ergenekon İddianameleri...
Benim gibi iddianamelerde suçun değil sosyolojinin izini sürenler arada ilk olarak “Neden Perinçek değil de Haberal için bu kadar kampanya yapılıyor” sorusunun cevabını buluyor.
İddianamede yer alan Haberal’ın günlüğünden okuyalım:
“İstanbul’a gittim... Dönerken hemen köprüde Sn Namık Kemal Zeybek yol kenarında duruyordu. Arabayı durdurdum. Önada sürpriz oldu. Sordum niye buradasınız dedi ki Aydın Doğanın ağabeyi vefat etti deyince o zaman beraber baş sağlığı dileyelim dedim. Benim arabamla Doğan Holding genel merkezine gittik. Birkaç bariyerden geçtikten sonra Aydın Doğanın bulunduğu kata çıktık. Salonda Bedrettin Dalan ve yanında birkaç kişiyle tavla oynuyorlardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.