Yeni Genelkurmay Başkanımız görev teslim töreninde “hükümet programını” okurken şöyle şöyle de demiş:
“Toplumun bir kesiminde yaşam tarzının oluşumunda dinî düşüncelere büyük ağırlık verildiği düşüncesi hâkim ve bundan büyük endişe duyuluyor. Hükümetin bu endişeyi ciddiye alması toplumsal huzur için zorunluluktur.”
“Güçlenen bazı cemaatler ekonomiyi yönlendirmeye, sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimlikleri ortaya koymaya çalışmakta.”
Şimdi bu konuşmanın altına imza atmayacak kaç tane başörtüsü tartışmasında 3. yolcu liberal-solcu aydın, Ergenekon’da 3. yolcu sosyalist solcu, laiklik kaygıları olan liberal- demokrat, AB’yi savunan ama Atatürkçü sosyal demokrat aydın yazarçizer tanıyorsanız bana isimlerini yazın lütfen.
İşte siyasal fay hattının sizin zannettiğiniz yerden geçmediğini ortaya koyan, ordumuzla aranızdaki gereksiz tüm gerginlikleri ortadan kaldıracak ‘askerî müşterek’ tespitiniz; Türkiye muhafazakârlaşıyor, eyvah bir şeyler yapmalı.
Uzun süre yazdınız. Yaşam tarzı kaygılarına saygı diye kulak çektiniz. “Cemaatleşme sosyal devlete engel” diye yalancıktan teorize bile ettiniz. Ama bakın bunca emek boşa gitmemiş. Paşalar oturup sizi okumuşlar, arada sizden Habermas’ı bile kapmışlar.
Bu kez Türkiye muhafazakârlaşıyor tespiti “etrafta başörtülü cip sürücüsü kadınlar arttı”, “plajlardaki haşemalı kadınlar dehşet saçtı” gibi kötü niyetli gözlemlerden daha güvenilir bir kaynaktan geliyor: Memleketin en ciddi sosyolojik araştırmalarını yapan, yıllardır vatandaşlarını köşe bucak izleyip dinleyen kurumun başkanından.
Manşetler atılsın, makaleler yazılsın; Ordu ile modernist sol-liberal aydınlar uzlaştı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.