1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 02:02
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yıldıray Oğur MANİFESTOM 13.08.2008
Yıldıray Oğur
İlker Başbuğ da mı liberal solcu?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu? Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu? Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu? Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu? Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu? Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu? Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu? Yıldıray Oğur - İlker Başbuğ da mı liberal solcu?
Yıldıray Oğur köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Adama sormuşlar: “Sizin evde kararları kim verir.” Adam “Büyük kararları ben veririm, küçük kararları karım verir,” demiş. “Karınız hangi tür kararları verir,” diye sormuşlar, adam “Mesela,” demiş “hangi evde oturacağız, hangi yemek odası takımını alacağız, kaç çocuk yapacağız, işte bu gibi kararları karım verir.” “E, peki,” demişler, “sizin verdiğiniz büyük kararlar hangileri?” Vallahi,” demiş adam, “İsrail-Filistin meselesi nasıl çözülecek, İran’a nükleer araştırma izni verilsin mi, ABD Irak’tan ne zaman çıksın, işte bu tür kararları da ben veririm.”

Bülent Somay, Çokbilmiş Özne adlı son kitabında yer alan ‘Sol’ Sona Ererken adlı makalesindeki bu fıkranın 1960’lardan beri Türkiye’de solun serencamını eşsiz biçimde anlattığını söylerken sonuna kadar haklı.

Tuzla tersanesinde üç işçi daha hem de kum çuvalı muamelesi görüp kelimenin tam anlamıyla katledildi. Hem de onlarca işçi ölümünden sonra o kadar protesto gösterisine, atılmış manşete, söylenmiş nutuka, toplanmış imzaya, atılmış slogana rağmen.

Türkiye’de vicdan bu kadar mı hükümsüz, solun sesi bu kadar mı cılız diye insanın isyan edesi geliyor.

Ama bugünlerde Türkiye solunun bir kesimini Tuzla’da olan bitenden bile daha fazla öfkelendiren, yazı üstüne yazı yazdıran, bağırtan, çağırtan başka bir büyük mesele var: Liberal sol revizyonist sapmaya karşı geleneksel solculuğun sancağı nasıl gönderde tutulacak?

Şimdi, ‘bir kısım solda’; Tuzla’daki katil armatörlerden daha çok, solu kutlu devrim yolundan alıkoyan, tarihsel müttefiklerle, sorgusuz sualsiz ezberlerle, şanlı tarihleriyle aralarını açmaya çalışan bu liberal solculara kızılıyor, öfkeleniliyor.

Solun ‘büyük meselesi’ üzerine iddialı bir yazı da geçen haftaki Radikal İki’de Ertuğrul Kürkçü imzasıyla çıktı. “Org. Başbuğ’un Yeni ‘Entelektüel Blok’u” başlıklı yazıda özetle şöyle deniyordu: “Ey liberal solcular bizi yeterince demokrat olmamakla, Ergenekon ile aramıza mesafe koymamakla eleştiriyorsunuz ama bakın İlker Başbuğ da sizden. O da liberal, AB’ci, demokrat.”

Bu tezi ispat yolunda hiçbir masraftan kaçınılmamış. İlker Başbuğ’un yaptığı konuşmalardan önce Habermas, Popper, Fukuyama’ya yapılan atıflar kesilip, bağlamından koparılmış sonra da Umberto Eco’nın deyişiyle “aşırı yoruma” tâbi tutulmuş.

Kürkçü’nün yazısı Başbuğ’un 2007-2008 Kara Harp Okulu konuşmasını esas alıyor. Başbuğ o konuşmada Kürkçü’nün de söylediği gibi modernizm/postmodernizm tartışmasını kırmızı kuvvetler mavi kuvvetler kıvamında yapmakta. Tabii ki modernist kuvvetlerin komutanı olarak. Ama konuşmanın tamamını okuyunca görüyorsunuz ki tüm bu entelektüel atıflar aslında klasik resmî söylemin içine güzel görünsün, şık olsun diye serpiştirilmiş çeşniler. Başbuğ’un kafasındaki modernite tüm kurum ve kuruluşları ile Kemalizmden başka bir şey değil. Başbuğ’un postmodernitesi ise 2. Cumhuriyetçi ağızların kirli sakızı, bölücü, şeriatçı tüm kötülükleri anası, bir rejim düşmanı.

Ama derdiniz ne yapıp edip “AKP-liberal-AB-ABD-TSK uzlaşmasını ispat etmek” olunca Başbuğ’un konuşmalarından biraz taştan kazıyarak da olsa ekmek çıkabilir size. Mesela gaflet anına denk gelip Soros’un hocası Popper’dan yaptığı alıntıdan. Başbuğ’un, Popper gibi açık toplumun babası bağlamsız yaptığı alıntı “Özgürlük aşkı, onun kötüye kullanılmasının yarattığı problemleri görmemizi engellemeli” gibi bir şey olsa da bu bizi tezimizin kutlu yolunda ilerlemekten alıkoyamaz. Öyle de olmamış zaten. Kürkçü’ye göre bu klasik özgürlük karşıtı mesajı vermek için liberalizmin, Açık Toplum’un gür sesi Popper’ın seçilmesi tesadüf değil. Bunun anlamı yeni kurmay kadrosunun Soros’un desteklediği ABD’nin müstakbel demokrat başkanına bir çeşit “biz hâlâ sizin çocuklarınız” selamı.

Aşırı yorum burada da bitmiyor.

Sırada Fukuyama var. “Küçük ama etkin ve güçlü devlet” sözlerinin Başbuğ tarafından başkasından değil de Fukuyama’dan alınması da tesadüf değil Kürkçü’ye göre. Tesadüfe bakın eski neo-concu Fukuyama da bu seçimlerde demokratları destekliyor. Türkiye’de Fukuyama’ya atfın, Peter Drucker’a atıf yapmak gibi zihinsel tembellik işareti olduğunu bu şartlarda kime, nasıl anlatacaksınız?

Aşırı yorumun zirvesine ise Habermas ile ulaşıyoruz. Başbuğ’un konuşmasındaki zorlanıp Cumhuriyet gazetesinin aydınlanmacı köşe yazarına çevrilmiş Habermas, Kürkçü’nün yorumunda ise karşımıza fanatik AB’ci ve Bush’u eleştirse de ABD hegemonyasından vazgeçemeyen Avrupalı bir neo-con olarak çıkıyor. Yazıda Habermas alıntısının altında da böyle gizli bir ajanda arandığını söylemeye bilmem artık gerek var mı?

Keşke Kürkçü, dünya solunun çok yakından takip ettiği, Frankfurt Okulu’ndan bize miras 78 yaşındaki Habermas’ı böyle harcamadan önce en azından bu hafta Der Spiegel’de çıkan son yazısını okusaydı, belki bazı şeyler tanıdık gelirdi: “Avrupa’da artık söz ve yetki halka verilmeli.”

(Başbuğ’un postmoderniteye karşı bu üç ünlü düşünürle birlikte adını saydığı aslında pek de ünlü bir isim olmayan sosyolog Robert Antonio, onunla internet üzerinden yaptığım röportajda sözlerinin Başbuğ’un konuşmasında birlik ve beraberlik mesajı verilirken kullanılmasına çok kızmıştı. İlker Başbuğ’un entelektüel dünyası üzerine bir başka yazı için bkz. http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=221)

 

Diğer Yıldıray Oğur Makaleleri:
  1. Operasyon Referandum - 09.09.2010
  2. 29 yıl önceki bir Adli Yıl açılışı... - 07.09.2010
  3. Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1 - 02.09.2010
  4. Hacıbekir’de sandığa gitme hakkı - 31.08.2010
  5. Keşke 12 Eylül’den önce de bir cemaat olsaydı - 26.08.2010
  6. Bir maniniz yoksa Ahmet Türk size gelecek - 24.08.2010
  7. Ya 99’daki görüşmeler Devlet Bey? - 22.08.2010
  8. Peki, Veli Küçük neden hala tutuklu? - 17.08.2010
  9. BARIŞ IÇIN BEŞ ADIM - 15.08.2010
  10. Koster durdu, ancak... - 12.08.2010
  11. YAŞ, 12 Mart’ta cuntacılığa karşı kurulmuştu - 10.08.2010
  12. Hain Şerif’ten, Kahraman Sherif’e - 08.08.2010
  13. Medya “şehitleri” nasıl öldürdü - 05.08.2010
  14. Bu andıç ‘kağıt parçası’ değil - 03.08.2010
  15. Manşetteki JİTEM operasyonu - 01.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: İlker Başbuğ da mı liberal solcu? - Yıldıray Oğur
11.09.2010 02:02:19