Ergenekon iddianamesinin eklerinden çıkan pek çok ünlü işadamının öldürülme olayına karışmış bir gizli tanık ifadesinde şöyle demiş: “Ben en çok hedefimizdeki adamların yanında olan, öldürmek zorunda kaldığımız şoförlerine acıyordum.”
Ergenekon iddianamesinden ve eklerinden günlerdir gazetelerde pek çok çarpıcı, şok edici, sansasyonel iddia, haber okuyorsunuz.
Paşalar, başbakanlar, büyük işadamları, uyuşturucu kaçakçıları... Kudretli insan, hikâyeleri.
Hâlbuki o iddianame ve eklerinde adını bile duymadığımız, haber değeri olmayan küçük insanların dramları da saklı.
Ben size bugün alternatif bir Ergenekon hikâyesi anlatacağım. Hem ucundan yakaladığımız tuhaf ilişki ağlarının karmaşıklığını gösteriyor hem de erken yaşta kaybettiğimiz bir sanatçının gerçek akıbeti hakkında belki bir sorgulamaya yol açabilir.
Hikâyemizin kaynağı Tuncay Güney’in 2001’de polise verdiği ve Ergenekon soruşturmalarını başlatan ifadeler. Tabii Tuncay Güney ve anlattıklarıyla ilgili bir inandırıcılık sorunu olduğu kesin. Kanada’da Yahudi din adamı olarak çalışan Çorumlu bir gazetecinin anlattıklarıyla ilgili böyle bir şüphe olması da çok doğal. İfadeleri okumaya da bu önyargılarla başlıyorsunuz zaten. Ama okudukça o ifadelerin o zaman neden örtbas edildiğini ve hatta saklandığını çok iyi anlıyorsunuz. Yüzlerce sayfalık ifadelerin içerisine yalan ve yanlışın da karışma ihtimali çok yüksek ama o karmaşık ilişki ağı hakkında Güney o kadar ayrıntı veriyor, ünlü-ünsüz isimlerle ilgili tarihler vererek ve tanıklar göstererek öyle olaylar anlatıyor ki sahiden uyduruyorsa bir an önce hahamlık sevdasından vazgeçip roman yazmaya başlaması için kendisine yalvarmamız gerek.
Yazının devamını okumak için tıklayın.