1990 yılından bir gazete haberi... “İtalyan hükümetinin Türkiye’ye hibe ettiği holstein ırkı süt ineklerinden satın alan Aydınlı çiftçi Ergun Poyraz günde ancak 4 ile 9 kilo süt veren 10 ineği iade etmek için dava açtı.”
Türkiye’nin resmî, kadrolu, bordrolu Julian Assange’ının hikâyesi böyle başlıyor.
Bir çifçiden parti kapattıran, bestseller kitaplar yazan bir araştırmacı-gazeteci, gizli kaset ve resmî belge koleksiyoneri yaratan karanlığı henüz bilmediğimiz yıllarda 2001 yılında “Tayyip’i yıkan adam” diye çıktığı Milliyet’in manşetinde anlattığına göre her şeyin sebebi bu sütü bozuk inekler...
Anlattığına göre “Refahyol dönemindeki bu inek meselesi yüzünden yemin etmiş Refah’ı kapattırmaya.” Ya onun inek mücadelesini haber yapan 1990’daki gazeteler önceden haber almış, ya da 1990’da Tarım Bakanlığı Refahyol’un elindeymiş. Sonra bir de Refahlı Sultanbeyli Belediye Başkanı arsalarına el koymaya çalışınca... Olanlar olmuş işte karıştırmayın.
Ergun Poyraz bir gün çiftçi olarak bir telefon kulübesine girmiş, generallerin ve gazetecilerin yakın dostu bir bestseller yayıncı ve araştırmacı gazeteci olarak çıkmış.
O kadar soruşturmacı gazeteciymiş ki malzeme toplamak için Refah Partisi’ne girmiş. İstanbul teşkilatlarında “kasetli propaganda sorumluluğu” yapıp biriktirmeye başlamış, sonra birden Aydın’a yerleşmiş tekrar. Sonra tam da Refahyol kurulduktan sonra kendi yayınevini kurarak geri dönmüş. İlk kitabı Refah’ın Gerçek Yüzü'yle...
Milli Julian Assange’ımız, kasetlerini ve belgelerini herhalde tarafsızlığına inandığı için önce Fatih Altaylı’nın Teke Tek’ine sızdırmış. 1997’de Poyraz’ı canhıraş savunduğu yazısında “O belgeleri Ergun Poyraz güvendiği gazetecilere verdi. Halkın kandırılmasını, halkın dinî duygularının sömürülmesini, bu yoldan birtakım kişilerin zengin olmasını, güç sahibi olmasını istemeyen gazetecilere verdi” diye anlatıyor bunu Altaylı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.