Onların kimin taşeronu olduğu bilmiyorum. Kola kutuları, cips paketlerinin markalarına bakılırsa ABD, Üsküdar’daki sokağımızın iç işlerine de karışıyor galiba.
Ama bu taşeron çöplerin yerini tesbit için onların anlık istihbaratına da, İsrail’in Heronlarına da ihtiyacımız yok. Sokağın her köşesine saklanmış çöplerin tek tek koordinatları elimde. Çünkü 20 gündür her sabah kalktığımda geçen sabah bıraktığım yerde buluyorum onları. Onlara o kadar alıştık ki bazen biri her zamanki yerinde olmayınca, “Yoksa sokağımıza işgalci Üsküdar Belediyesi’nin kötü kalpli çöpçüleri mi uğradı” diye endişeye kapılıyoruz. Bira şişeleri, uçuşan poşetler artık çocuklarımız gibi olduğundan da birbirinden plastik, kâğıt, cam, pil diye ayırt edemiyoruz.
Geçen ay Üsküdar Belediyesi’ni çöplerimizi gelip süpürmeleri konusunda arayıp ikna ederek yaptığım ayrımcılığın farkındayım. Ben düşünmüştüm ki kalbi kırık şişeler, ağlamaktan çatlamış çekirdekler, sıkıntıdan patlamış cips paketleri birbirinden ayrılmasın, gelip onları da arkadaşlarının yanına götürsünler.
Ama görüştüğüm Belediye Başkan Yardımcısı’ndan temizlik işlerine bakan hemen hemen tüm yetkililere kadar herkes beni çöplerin doğdukları ve alıştıkları topraklarda kalmasının onlar için en doğrusu olacağı konusunda ikna etti.
Son olarak beni bağladıkları taşeron temizlik şirketinin yetkilisinin anlattıkları karşısında ise az kalsın ağlayacaktım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.