Kitapçıdan çıkarken gördüğüm adam “Hepiniz Fethullahçısınız zaten” diye söyleniyordu.
Ona bu kadar ağır sözleri söyleten (Fethullahçılık bugün Türkiye’nin “AKP’liliğin” bile ilerisinde en korkulan iftirasıdır) girdiği bilmem kaçıncı kitapçıda da Hanefi Avcı’nın kitabını bulamamaktı.
Ramazan ayındayız. Kuran’ın inmeye başladığı 1000 aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ne az bir zaman kaldı. Ama bu Ramazan ayında herhalde ilk kez bir kitap Kuran’dan daha çok satmış olacak.
Çünkü laikler kendilerini bu “cahiliye döneminden” kurtaracak kutsal kitaplarını sonunda buldular. Hanefi Avcı’ya o kitabın “indiği gün”, her gün yeni bir darbe haberi, yeni bir pimi çekilmiş bomba skandalıyla geçen 1000 günden daha hayırlı artık.
Kitap her büyük kitap gibi okurlarını ağır bir sınava tâbi tutuyor. Kitabın ilk 389 sayfasında anlatılan acıtıcı gerçeklere tahammül edebilir, onlarla yüzleşebilirseniz geri kalan sayfalarından şifa bulabiliyorsunuz.
O acıtıcı gerçekler ülkeyi arkadan yöneten bir ordu, sokak ortasında vatandaşlarını öldüren işkenceci bir devlet, baştan aşağıya çarpık bir düzen, istihbarat ağları arasına sıkışmış bir toplum... Bu kitap üzerinden kıçını kurtarmaya çalıştığınız eski düzenin bu karanlık tarihiyle yüzleşmeyi başaranlara Hanefi Avcı, cemaat adında her deliğe giren, her kilitli kapıyı açan bir maymuncuk hediye ediyor.
Peki, ne yapıyor bu cemaat?
Avcı’nın 389 sayfa boyunca anlattığı devletten farklı olarak sokak ortasında adam infaz etmiyor, işkence yapmıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.