Bir seks kaseti artı bir Abdurrahman Yalçınkaya müdahalesi denkleminde eşittir işaretinin karşısına çabucak değişim yazanlar şöyle diyor:
“CHP’de Kılıçdaroğlu ve ekibinin bugün yalpalayarak, çoğu zaman kendilerinden bile korkarak ve partinin önemli bir kesimini karşılarına alarak sürdürdükleri çabaları, ‘Bunlar değişmez’ diyerek bir kalemde silmenin, AKP için ‘Bunlar Milli Görüşçü, değişmezler’ demekten yöntem olarak farkı yok.” (Ahmet İnsel, Radikal)
Yöntem olarak fark yok (ne demekse) diyelim ama içerik olarak çok fark var.
Meclis’te Kürtçe konuşup, “bilinmeyen dil” aşağılanmasına tepki gösterebilecek Bülent Arınç kadar büyük bir farktan bahsediyoruz.
İlk kez Kürt demiş olması bile haber olan CHP Genel Başkanı’yla, İmralı’da Öcalan’la görüşmeleri başlatan, askerî operasyonları durduran AKP arasındaki kadar büyük bir farktan.
(Kendi mahallesinin doğrularına saplanmış çok endişeli çok modern bir profesör de önceki gün köşesinde AKP’nin Kürt açılımını rafa kaldırdığından bahsediyordu.)
Askerlerin bile gerisine düşmüş CHP’nin istihbarat ve yargı operasyonlarıyla arkadan ite kaka değişen Türkiye’ye yetişme çabasını takdirle izlemekle, bu partiden böylece bir sol parti çıkacağıyla ilgili ümitlere kapılma arasındaki büyük fark kadar bir farktan...
AKP ve CHP’nin değişimleri arasındaki o koca ve henüz kapatılmamış fark şudur:
AKP kendi Atatürk’ünü, Kemalizm’ini aşarak değişti. Erdoğan ve arkadaşları Milli Görüş hareketi içinde yarı Mehdi kabul edilen hocalarının dizinin dibinden kalkmaya, kendi Atatürklerine isyan etmeye cesaret ettiler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.