Başlığı okuyup hop oturup hop kalkan kalmadıysa derdimi anlatmaya başlayabilirim.
Kürt sorununun çözümü için hem Türklerin hem de Kürtlerin yapması gereken fedakârlıklar var.
Bundan sonra yaşayacak insanlar bu acıları yaşamasın diye civanmertlik göstereceğiz, unutacağız, hatırlamayacağız, bağışlayacağız. Haklı nefretlerimizi toprağa gömüp, gerçek bağışlamanın azabını yaşayacağız.
Çözüm kolay değil, daha en büyük acıyı çekmedik, henüz kimse yenilgiyi kabul etmedi, henüz kimse fedakârlık yapmadı, henüz kimse kimseyi bağışlamadı. Türkler ve Kürtler kemale erip yeniden sözleşmek için çilelerini doldurmadılar henüz
Biz Türkler cesaretle ve samimiyetle şu soruyu soracağız önce;
Bu coğrafyada Türkler, Araplar, Farslar ve Kürtler yaşıyor. İlk üçünün devletleri var. 40 milyon Kürdün yok. Neden?
“Ulus-devlet mi kaldı?” diyebilirsiniz. “Dünyada sınırlar kalkıyor artık” dersiniz, doğrudur. “Bizim devletimiz var da ne oluyor?” dersiniz. “Bu ülke Kürtlerin de ülkesi” diyebilirsiniz. Haklısınız.
Ama bu söylediklerinizden hiçbiri dört millet üç devlet çelişkisini bir Kürdün kafasından silemez. Bunlardan hiçbiri Pekin Olimpiyatları açılışında 207 devletin bayraklarıyla geçişini izleyen bir Kürdü “Kiribati, Vanuatu bile geçti, 40 milyon Kürdüz, niye bizim de bir devletimiz yok?” diye dertlenmekten alıkoymaz.
“Neden bizim de bir devletimiz olmasın” sorusuna “Kürtler tarih boyunca bir devlet kuramamıştır” gibi aşağılayıcı bir açıklama dışında bir cevap veremezsek, istediğimiz kadar iyileştirme, reform, açılım yapalım, Diyarbakır’ı İzmir, Mardin’i Antalya haline getirelim, Kürt sorunu bir gün yeniden bu sorularla geri döner.
Yazının devamını okumak için tıklayın.