1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 12:33
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yıldıray Oğur MANİFESTOM 29.12.2011
Yıldıray Oğur
MR’da görünen savaş suçu
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu Yıldıray Oğur - MR’da görünen savaş suçu
Yıldıray Oğur köşe yazılarını web sitenize ekleyin
MR’da görünen savaş suçu

Songül Baş, 17 yıl önce annesi ve erkek kardeşiyle İstanbul’a göçmüş Bingöllü bir aileden geliyor. 34 yaşında ve bir tekstil fabrikasında çalışıyor. 2010 yılının haziran ayında bir gece şiddetli bel ağrısı şikâyetiyle İstanbul Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi’nin acil servisine gitti. Daha önce de bel fıtığı şikayetleri de olmuştu. Nöbetçi doktor şikâyetin sebebi anlamak için MR’ını çekmek istedi. Baş, üzerindeki metal eşyaları çıkarak makineye girdi. Ama makine hala sinyal veriyordu. Doktor “Üzerinizde hala metal eşya var” diye yeniden uyardı. Tekrar kontrol etti. Hayır, üzerinde hiçbir metal eşya yoktu. Durumdan şüphelenen doktor sinyal veren belindeki bölgeyi tesbit etti ve raporuna şöyle yazdı: Sağ bel bölgesinde yabancı cisim?

Songül Baş, doktorun “Peki bu ne olabilir” diye hayretle sorduğu sorunun cevabını çok iyi biliyordu. Bu hayatının en unutulmaz ve en acı gününden geriye kalmış bir hatıraydı. Ve eğer soruşturma genişletilirse bu küçük metal parça belki de Türkiye’nin ilk savaş suçu davasının en büyük delili olacak.


26 Ağustos 1994 günü Taru...

Tarih: 26 Ağustos 1994. Yer. Bingöl’ün Yayladere İlçesi eski adıyla Taru yeni adıyla Yavuztaş Köyü. Eski bir Ermeni yerleşimi olan Taru, 17 haneli bir Alevi-Kürt köyüdür. Yoksulluktan, devletin ve PKK’nın baskılarından bunalan ailelerin göçüyle köyün nüfusu 17 haneden altı haneye kadar düşmüştür. Büyük çocukları İstanbul’a çalışmaya giden köyün muhtarı Hüseyin Baş (60), eşi Şerife ve küçük çocukları Songül (12) ve Murat’la (10) köyde yaşamaya devam etmektedir. Askerler sözlü olarak köyü boşaltmalarını istemiştir ama buğday ekip hayvancılık yapan köyün son altı hanesi gitmemekte kararlıdır. Arada hem PKK’lıların uğradığı, hem de yakınlardaki karakolun komutanlarının gelip kaldığı politik kimliği olmayan bir köydür Taru. Olay gününden birkaç ay önce köye izne gelen bir er, PKK’lılar tarafından kaçırılmış, konuyla ilgili muhtar Baş’ın ifadesi alınmıştır. Muhtar Baş, askerlerce de sevilen bir isimdir.


Gökyüzünde beliren jetler

Her şeyin değiştiği 26 Ağustos günü acı bir olayla başlar. Günün ilk saatlerinde gece yarısı köyün yakınlarındaki Çalıkağıl Jandarma Karakolu’nu PKK’lılar basar. Baskında 11 asker hayatını kaybeder ve bölgede büyük bir operasyon başlatılır. Taru köyü ise olan bitenden habersiz sessiz ve sıcak bir yaz gününe uyanmıştır. 17.00 suları muhtar Hüseyin Baş, olan bitenden habersiz, yanında oğlu Murat ve iki komşusuyla buğday harmanını makineye atmaktadır. Eşi Şerife Baş, kızı Songül ve komşusuyla birlikte balkondan onları izlemektedir. O sırada büyük bir gürültüyle gökte jetler ve helikopterler belirir.

Bundan sonrasını o gün 17 yaşında olan Songül Baş’tan dinleyelim:

“Çok güzel bir yaz günüydü. O gün harmanımızı makineye veriyorduk. Ben, babam, kardeşim, annem ve bir komşumuz vardı. Harmanı makineye verdik, bitti. Saat 17.00 sularında annem ve bir komşumuzla evimizin balkonun da oturuyorduk. Babam, kardeşim ve komşumuzun iki çocuğu da evimizin bitişiğindeki harmanda oturuyorlardı. Havyalarımız o sırada yoncalıkta otlanıyordu. Aniden çok büyük bir gürültü koptu. Havada sayısını bilemediğim uçaklar, helikopterler geziyordu. Evimizin arka kapısından babamın yanına koşmak istedim. Ama evimizin arka kapısı toz toprak olmuştu. Göz gözü görmüyordu. Evimiz bombalanmış, çöküyordu. Nasıl olduysa kendimi dışarı attım. Annemleri kaybettim, babamları arıyordum. Dışarıda her tarafı bombalıyorlardı. Çok gürültü vardı. Helikopterler vızır vızır dolaşıyordu. Evlerimiz yıkılıyordu, ağaçlar devriliyordu, her yerden taşlar fırlıyordu. O sırada babamları buldum. Yanına koştum babamın kafasından kan akıyordu. Kardeşim yerlerde sürünüyor ama bombalar hala gökte yağmaya devam ediyordu. Babam yaşıyordu. Bana ‘korkmamamı’ söyledi. Babamın yanındayken hiç hissetmeden sanki derin bir uykuya dalmışım. Uyandığımda babam uzağa fırlamış, kanlar içinde yatıyordu. Kardeşimi kaybetmiştim. Hiç yaralı olduğumu hissedemiyordum. Çünkü çok büyük bir gürültü vardı. Korkular içindeydim. Hala bomba sesleri, helikopter sesleri geliyordu. Ama dengem yerindeydi. Babamın yanına koştum. Kafasını kaldırdım bir hırıltı sesi duydum. Sonra hiç hareket etmedi. Babam ölmüştü. Ayakkabıları fırlamıştı, saati bir yana savrulmuştu.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Yıldıray Oğur Makaleleri:
  1. Büyük okyanusları aşıp, Uludere’de boğulmak - 24.05.2012
  2. Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof - 22.05.2012
  3. Anıtkabir defterini imzalayan gerillalar - 20.05.2012
  4. Kupamızı vermiyorlar Baş(ba)kanım! - 17.05.2012
  5. Çıktık açık alınla Jean-Jacques Rousseau’dan - 13.05.2012
  6. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz komplolar - 10.05.2012
  7. Hiç yanlışsız, hep mağdur - 06.05.2012
  8. ‘Bana solcular adam öldürdü dedirtemezsiniz’ - 03.05.2012
  9. Bayönder - 01.05.2012
  10. Takashi Kadota Kürt sorununu çözebilir mi - 29.04.2012
  11. Ünlü Efendiler... - 26.04.2012
  12. Bu yazıya kaç dakika tahammül edebilirsiniz - 22.04.2012
  13. 28 Şubat’tan tutuklu ‘sır küpü’nün hikâyesi - 19.04.2012
  14. Demirel o nikâha niye gitmedi - 17.04.2012
  15. Miloseviç’in suçu neydi - 12.04.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Meksikalı öğrenciler öfkeli Hedef yandaş medya
  Af Örgütü BM’ye meydan okudu
  Powell da eşcinsel evliliği destekliyor
  Muhalif lider Galyun istifa etti
  Maliki gider kriz biter
  Karolin için 50 sene beklemeyin
  ÇİN’DE YAVAŞLAMA SİNYALLERİ
  Ziraat’ın ismi ve amblemi korunacak
  TTNET’ten günde 2 TL’ye internet
  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımsal destekleme kapsamında yağlı tohumlu bitki ü
  Çiftçiye 735 milyon TL destek ödemesi
  Citi çıkış için tarih verdi
  Avea, bir günde yedi mağaza açtı
  Fransa’da da durum kötü
  18 milyar TL’lik ürün telef oluyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 25.05.2012
Erdoğan’a ne oluyor
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 25.05.2012
29 Mayıs
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 25.05.2012
Kürşat’la polemik!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 25.05.2012
Kıvılcım

Ali Abaday - 25.05.2012
Çocuktan öğren birey olmayı
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 25.05.2012
İdris Naim Şahin: AKP’nin bilinçaltı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 25.05.2012
Kusura bakmadık, kahrolduk Sayın Başbakan
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 25.05.2012
Sönmüş yıldızlar, köhnemiş ideolojiler
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 25.05.2012
Futbolun ölüp bittiği yok
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 25.05.2012
Medya, Facebook’la ilgili aldatıcı reklâm yaptı
-
Ali Erden - 25.05.2012
Bal ve kan diyarında trajediler
MÜBAREK CUMA
Ramazan Rasim - 25.05.2012
Peygamber Efendimiz Uludere için ne demişti
DAHA DA YAZMAM
Tuncer Köseoğlu - 25.05.2012
Ben Erkan Encü
TUVALE KARŞI
Tayfun Serttaş - 25.05.2012
Karolin’in suçu ve suçunun aleti
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Yıldıray Oğur - "MR’da görünen savaş suçu" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 12:33:57