“Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini ‘kollamak’ ve korumaktır.”
Size ters gelen bir şey var mı?
Yoksa devam edelim.
“Türk Silahlı Kuvvetleri bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet yapısının en büyük güvencesidir. Türk Silahlı Kuvvetleri kararlılıkla görevinin başında olduğu sürece, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini aşındırma, ulusal birlik ve beraberliğimizi bozma yönündeki tüm girişimler yok olmaya mahkûm olacaktır.”
Yine mi sorun yok?
O zaman buyurun:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin karşı karşıya olduğu en büyük iç tehditler bölücülük ve irticadır.”
Bu da mı rutin?
O halde İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın altında sizin imzanız olmaması sadece bir tesadüfmüş.
Hayat maceranızın seyri başka türlü aksaymış ve şu anda Genelkurmay Başkanlığı’ndaki Psikolojik Harekât Dairesi’nde çalışıyor olsaymışsınız, bugün sizin imzanızın sahte olup olmadığını tartışıyormuşuz.
Verilmiş sadakanız varmış.
Çünkü o plan bir sinekse;
“Silahlı Kuvvetler’in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ‘kollamak’ ve korumaktır” diyen TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin 35. maddesi;
“Türk Silahlı Kuvvetleri bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet yapısının en büyük güvencesidir” diyen bir Genelkurmay Başkanı’nın zihniyeti;
Her an her yerde karşınıza çıkabilecek
“Türkiye Cumhuriyeti’nin karşı karşıya olduğu en büyük iç tehditler bölücülük ve irticadır” saptamaları
Bataklıktır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.