1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 02:04
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yıldıray Oğur MANİFESTOM 05.04.2009
Yıldıray Oğur
Obama ile üç dakika
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika Yıldıray Oğur - Obama ile üç dakika
Yıldıray Oğur köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Geçenlerde telefonum çaldı.

(Yumurtaya can veren Allah bana da bu cümleyle başlayan bir yazı yazabilmeyi nasip etti sonunda.)

Telefondaki ses şöyle dedi: “Obama Türkiye ziyareti sırasında 20 genç ile görüşmek istiyor. Biri sen olur musun?”

Bu işe başladığımdan beri “Genç arkadaş” olmanın ilk kez işe yaramasının sevinci ile başlayan duygularım, hemen hemen yaşıt gibi durduğumuz Obama’nın karşısındaki gençler arasında ben acaba 23 Nisan’da Meclis’e başkan yapılan 21 yaşındaki o ‘delikanlı çocuk’ gibi kalır mıyım evhamlarıyla tedirgin bir ruh haline doğru gitti geldi.

Öyle ki hâlâ elimde olan telefonun diğer ucundan gelen “Peki, geliyor musunuz?” sesiyle ancak kendime gelebildim.

Koskoca ABD başkanı Türkiye’ye kadar gelmiş ve benimle görüşmek istiyor. Tabii ki kabul ettim.

Bu bir “5 Nisan” şakası değil.

Genç Siviller kontenjanından, eğer son anda bir terslik olmazsa, salı günü İstanbul’da Obama ile görüşeceğim. Bana söylenen herkesin üç dakika konuşma süresi olacağı.

ABD başkanı ile üç dakika. Umutlandırıyor beni...

Peki, iyi de Obama ile ne konuşacağım ben şimdi.

Hadi, Amerikan film repliği gibi olsun “Obama ile aramızda konuşacak ne var ki?”

“2004’teki Demokrat Parti Kongresi’nde sizi dinlemiştim ve hatta bir mail grubuna “Bu adam ABD’nin başkanı olacak diye” ta o günden yazmıştım.” (Hem de Yasemin Çongar’dan iki gün önce. Belgeleri elimde.) O üç dakikada bunları mı söylesem acaba? Bak bitti bile sürem.

Yoksa kampanyasına 10 dolar bağış yaptığımı hatırlatıp ekstra bir dakika mı istesem? Tabii kampanya merkezinden her gün bana gelen “Dear Yıldıray” diye başlayan “Barack” imzalı maillere güvenerek samimi bir selamlaşmayla da fark yaratabilirim.

Hazır ABD başkanını karşımda bulmuşken “Sayın Başkan, Irak’tan biran önce çekilin, İran’a da saldırmayın” gibi bir barış mesajı mı versem acaba? 1 Mart 2003’ten beri savaş karşıtı koalisyon içindeyim. ABD üssünü protesto için İncirlik’e, olası bir saldırıda destek olmak için Şam’a bile gittim. Katılmadığım eylem kalmadı. Bilmem ki adam çekileceğim diyor aslında ama...

Tabii bu üç dakikayı, hayatlarında bir ABD başkanına dertlerini anlatmak için hiç üç dakikaları olmamış Filistinliler için de kullanabilirim. O üç dakika boyunca, yıllardır Musevi lobisini dinlemekten fenalık gelmiş Obama’nın karşısında “Filistin lobisi” gibi konuşabilirim.

Aktivist şapkamı bir yana bırakıp gazeteci kimliğimle bu görüşmeden esaslı bir atlatma haber de çıkarabilirim. Mesela Obama’ya İslam’ın beş şartını sorup, İslam dünyasını bir büyük meraktan kurtarabilirim. Bir de Fatiha okutup cep telefonuma kaydedersem, Endülüs’ten Cakarta’ya “Neil Armstrong ayda ezan sesi duymuş” haberinden sonraki en çok konuşulan haber olur bu.

Bak şu da iyi fikir: “Sayın Obama Türkiye tarihindeki bütün darbelerin sizin ülkenizin desteği ve izniyle yapıldığı söyleniyor. Hatta 12 Eylül’ü yapanlar için ‘Bizim çocuklar başardı’ demiş zamanın başkanı. Ne olur arşivlerinizi açın ve biz de gerçekleri öğrenelim.”

Bu çıkıştan sonra beni ÖDP’ye genel başkan yaparlar mı?

Ya da Obama’dan, Türkiye’de herkesin duyacağı bir yerde “Bundan sonra kimse darbe için gelip Washington’da kulis yapmasın, darbe marbe yok size” diye bağırmasını istesem darbe defteri sonsuza kadar kapanır mı?

Hazır Obama karşımda, ondan hem Genç Siviller hem de Taraf için imzalı “Hiçbir ilişkimiz yoktur. Hiçbir maddi-manevi desteğimiz söz konusu değildir” yazan imzalı kâğıtlar alsam.

Ne kudret bu Allahım. Eğer çok istersem, “Sayın Obama Türkiye için bir daha ne olur ‘Ilımlı İslam’ tamlamasını kullanmayın çok rica ediyorum’ deyip İlhan Selçuk’u ve sevenlerini bile mutlu edebilirim.

Peki, “Sayın Başkan 24 Nisan konuşmanızda 1915 Ermeni katliamına, soykırım deyip Türkiye’deki milliyetçileri cesaretlendirmeyin, normalleşme için çalışanların cesaretini kırmayın” dersem Hürriyet beni “İşte o kahraman gazeteci” diye sürmanşetine çeker mi?

“Soykırım deyin de kurtarın bizi 24 Nisan sendromundan Sayın Obama” dersem peki Yeniçağ gazetesi benim için sürek avı başlatır mı?

O üç dakikada vezir de olabilirim rezil de.

Ama ne üç dakika o. Erdoğan, Baykal, Bahçeli, Türk ve Başbuğ ile Ankara’daki görüşmeden sonraki bir üç dakika. Bu üç dakikayı o görüşmelerde söylenenleri yalanlamak için de kullanabilirim.

Erdoğan’a bakmayın, “Demokratikleşme süreci yavaşladı.” Baykal’a inanmayın “Türkiye’de laiklik tehlikede falan değil.” Bahçeli’nin söylediklerini unutun “Kürtler bu ülkede Kürt olarak Cumhurbaşkanı olamıyor.” Türk’ün söylediği gibi “PKK silah bırakmaya çok istekli değil.” Başbuğ ile de zaten hiç görüşmemeliydiniz.

Ama ne gerek var şimdi içişlerimize ABD başkanını karıştırmaya, değil mi?

En iyisi mi ben tamamen apolitik olayım. Çocuklarına Türkiye’den kangal köpeği almasını tavsiye edeyim. Converse ayakkabı hediye edip, Taraf okurkenki bir resmini çekeyim. Bir de “Taraf okuyorum, çünkü...” mesajını alıp, 20 soruyu yanıtlatırsam....

Dile kolay üç dakika. Bozdur bozdur kullan.

Peki, dünyanın en güçlü devleti ABD’nin şimdiden tarih yazmış yeni başkanı Obama ile konuşmak için sizin üç dakikanız olsaydı, ona siz ne derdiniz?

Türkiye’nin Obama mesajlarını toplayıp milyonların duygularına tercüman olmuş biri olarak o gün Obama’nın karşısına çıkayım diyorum.

Nasıl fikir?

Bana yazın.

Obama ile sizi de görüştüreyim.

 

Diğer Yıldıray Oğur Makaleleri:
  1. Operasyon Referandum - 09.09.2010
  2. 29 yıl önceki bir Adli Yıl açılışı... - 07.09.2010
  3. Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1 - 02.09.2010
  4. Hacıbekir’de sandığa gitme hakkı - 31.08.2010
  5. Keşke 12 Eylül’den önce de bir cemaat olsaydı - 26.08.2010
  6. Bir maniniz yoksa Ahmet Türk size gelecek - 24.08.2010
  7. Ya 99’daki görüşmeler Devlet Bey? - 22.08.2010
  8. Peki, Veli Küçük neden hala tutuklu? - 17.08.2010
  9. BARIŞ IÇIN BEŞ ADIM - 15.08.2010
  10. Koster durdu, ancak... - 12.08.2010
  11. YAŞ, 12 Mart’ta cuntacılığa karşı kurulmuştu - 10.08.2010
  12. Hain Şerif’ten, Kahraman Sherif’e - 08.08.2010
  13. Medya “şehitleri” nasıl öldürdü - 05.08.2010
  14. Bu andıç ‘kağıt parçası’ değil - 03.08.2010
  15. Manşetteki JİTEM operasyonu - 01.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Obama ile üç dakika - Yıldıray Oğur
11.09.2010 02:04:00