Geçen hafta gazetelerde Deniz Baykal skandalı ile Menderes’in opera sanatçısı Ayhan Aydan ile yaşadığı aşk karşılaştırılıp, o dönem İsmet İnönü’nün ve basının ne kadar ilkeli bir duruş ortaya koyduğu üzerine yazılar yazıldı.
Kimse de bu yazıları yazanlara “peki bu kadar ilkeli olan İnönü ve Türk basını az sonra aşağıda okuyacağınız Yassıada’daki Bebek Davası görüşmeleri sırasında neden ilkeli davranmayı sürdürüp seslerini çıkaramadı, bu linçe alet oldu” demedi.
10 gün sonra 50 yaşına basacak 27 Mayıs darbesi.
50 yaşına basacak, çünkü 27 Mayıs 50 yıl sonra hâlâ ayakta. Kurduğu kurumları, devlet sistemiyle ama en çok da bir darbe olarak hâlâ 12 Eylül kadar bile ortak bir nefretin konusu olamamasıyla.
1980’e kadar Anayasa ve Hürriyet Bayramı olarak kutlanan, hâlâ bugün ortalıkta demokrat solcu diye geçinen insanların “devrim” dedikleri, devrim demeye artık utananların da aklına Yassıada linçi ve idam edilen Başbakan’ın görüntüsünden önce Tahkikat Komisyonu, milli iradecilik gibi suça ortak olan “ama”ların geldiği ilk darbemiz 27 Mayıs.
50 yıldır Yassıada Mahkemeleriyle adaletten ne anladığını göstermiş bir iradenin ultra ileri demokratik bir anayasa yaptığını bize anlatıyorlar ve 50 yıldır hâlâ Türk solunun doğuşuyla 27 Mayıs arasındaki çarpık ilişki üzerinde açıkça konuşulamıyor. 27 Mayıs’a yüksek sesle karşı çıkmak da sağcılık olarak aşağılanıyor.
27 Mayıs’ın 50. yıldönümünde ordu, devlet, darbecilerle birlikte hareket eden CHP ve darbenin PR’ını yapmış dönemin gazeteleri başta Menderes, Polatkan ve Zorlu ailelerinden ve Yassıada mağdurlarından özür dilemelidir.
Ne için mi mesela bunun için:
31 Kasım 1960 Pazartesi (*)
Yer: Yassıada
Saat: 13.30
Başkan Salim Başol: Sanıkların sorgusu bitti. Sorgu itibariyle sorulacak şey var mı efendim?
Başsavcı Yardımcısı Fahrettin Öztürk: Sorgu itibariyle sorulacak suallerimizi arz edeceğim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.