Geçen hafta aralarında pek çok ünlü ismin de olduğu bir grup Ankara’da ev bulamayan kapatılan DTP’nin lideri Ahmet Türk ile dayanışmalarını göstermek için “Benim evim senin evindir” kampanyası düzenledi. Son yılların en anlamlı sivil toplum faaliyetlerinden biriydi. Kampanyaya destek vererek Ahmet Türk’ü kendi evine davet edenler arasında bir isim ise Türkiye’de hem hiçbir şeyin değişmediğinin hem de her şeyin değişmeye başladığının işaretiydi.
O isim Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali’ydi.
Ahmet Türk’ü en iyi anlayacakların başında o geliyordu. Çünkü Türk’ün başına gelen bundan 50 yıl önce, küçük bir çocuk olduğu günlerde onun ve ailesinin de başına gelmişti.
Darbeciler Celal Bayar’ı sonuna kadar direnmesine rağmen Köşk’ten götürmüş, aile evde öylece kalakalmıştı. Köşkü boşaltmaları isteniyordu. Ama buldukları, hatta anlaştıkları her evden aynı haber geliyordu: Veremeyiz.
Emine Gürsoy’un annesi Nilüfer Gürsoy
27 Mayıs ve Bizler kitabında o günleri şöyle anlatıyor:
“Bir taraftan eşya tesbiti yapılıyor, bir taraftan da toplanıyorduk. Bir an evvel kiralık bir yer bulup Köşk’ten çıkmak için tanıdıklardan bazılarına haber yollamıştık. Kiralık ev için bir iki yerden müspet cevap geldiği halde sonradan vazgeçtiklerini söylediler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.