Evet, garip bir soru. Ama Türkiye için epey güncel. “Demokrasi bir uzlaşma rejimidir” derler. Son dönemde müzakereci demokrasi teorisiyle Habermas bu görüşün bayraktarlığını yapıyor. Habermas diyor ki “Oturalım müzakere edelim ve sonunda ne yapıp edip uzlaşalım”. Demokrasi teorisini derinleştirmek ve radikalleştirmekten bahseden Chantal Mouffe ve Ernesto Laclou gibi sol siyaset bilimciler ise “Evet oturup konuşalım ama anlaşmak zorunda değiliz, siyaset aramızdaki uzlaşılmaz çatışmalardan doğar, çatışmanın varlığını kabul edelim ama birbirimize düşman değil hasım olalım”.
Tariflerin uzunluğundan kimden yana olduğumu anladınız.
Ama korkmayın bizim demokrasimizi derinleştirme, radikalleştirme gibi kafa karıştırıcı dertlerimiz yok. Bizim hâlâ derinleştirmek için üzerinde çalışacağımız bir demokrasimiz yok çünkü.
Önce bir demokrasimiz olmalı. Üzerinde duracağımız bir ortak zemin.
Görüldüğü kadarıyla Baykal, Bahçeli, asker ve medyanın geniş bir bölümü aslında standart bir demokrasi istemiyor. Baykal daha portakal çiçeğinde vitamin olan bir Yargı Reformu’nu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğini açıklıyor. Anayasa Mahkemesi’nin merkez medya sürmanşetlerinde imaj yapan başkanı, çıkmamış Yargı Reformu’nu neredeyse şimdiden anayasaya aykırı bulup iptal etmiş.
Buna, Türkmenistan’ın Saparmurat adlı bir üniversitesinin Siyaset Bilimi bölümünde bile demokrasi denmez.
Yazının devamını okumak için tıklayın.