Önünüze konan tatsız bir yemekle becelleşmek nasıl işkenceyse, kötü bir romanı okumaya uğraşmak da öyledir. Hoşunuza gitmeyen yemeğin her çatalda azalacağına adeta tabakta çoğalması gibi tatsız roman da bitmek bilmez. Elinizde sürünür. Miletoslu Aspasia böyle bir deneyimdi.
***
Şiirin daha ilk dizesinden iyi mi – kötü mü olduğunun anlaşıldığı tezi, roman için de geçerli büyük ölçüde. O nedenle de “yaratıcı yazarlık” seminerlerinde, “roman nasıl yazılır” türünden kılavuz kitaplarda ilk tümcenin önemi vurgulanır.
Reklamcılıktaki yöntem, edebiyatta, özellikle roman yazarlığında adeta birinci kuraldır. Kural şu: Metnin kendisinden önce ve hatta ondan da fazla “başlık” çalışılır. Çünkü insanlar sizin meramınızı anlattığınız, mesajınızı verdiğiniz, ürününüzü tanıttığınız reklam metnini okumayabilir. (Çoğunlukla da okumaz!) Ama başlığı görürler. Öyleyse, meseleyi orada halletmelisiniz. Başlıkta dikkat, ilgi, merak yaratmayı başarmışsanız, okuyucuyu metne çekersiniz.
Aynı ilke ve yöntem romanda da geçerlidir. İlk tümce, romanın (metnin) giriş kapısıdır. Reklamdaki başlık çalışması gibi burada da ilk tümce neredeyse metnin kendisi (öykü) kadar ön çalışma gerektirir. En yeni örnek Masumiyet Müzesi: “Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.”
Yine Orhan Pamuk’un kaleminden slogan niteliğindeki bir başka ilk tümce Yeni Hayat’ta: “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.”
Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi’ndeki o unutulmaz giriş: “İntihar etmeyeceksek içelim bari!”
Tolstoy’un Savaş ve Barış’ta tek tümceyle çizdiği atmosfer ya da Kafka’nın Değişim’deki yine reklamcı deyimiyle “stoper” (durdurucu) açışı; “Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini böcek olarak bulur” gibi örnekler çoğaltılabilir.
Ve dikkat: Bütün bu yazarlar ne reklamcılık bilgisine sahipti ne de “nasıl başarılı roman yazılır” kılavuzu vardı ellerinde. Roman için bütün bunlardan önce tek bir şey gereklidir: Muhayyile.
Günümüz Türkçesindeki düş gücü, imgelem sözleri muhayyile’yi tam karşılamıyor bence. Roman, bir “tasarım” işi. Kurguyu, çekici, lezzetli ve inandırıcı hale getirme işi.
Özet: Tıpkı şiir gibi roman da daha ilk tümcesinden, ilk sayfasından iyi mi kötü mü olduğunu ele verir. Bütün bunları biliyorsanız, tatsız başlayan bir yolculuğu sürdürmekte niye ısrar eder, kendi kendinize eziyet edersiniz?
Cevap: Meraktan.
Bir “uygarlaştırıcı” olarak Aspasia
Merakım, romanın konu aldığı kişiden, kimlikten kaynaklanıyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.