İmparator olsan kâr etmez, kural kesin:
Katı olan her şey buharlaşıyor.
Bin yılların ardından adamın kemiklerinin tozu kaldıysa eğer, ıstırapla uçuşup duruyordur mutlaka. Yazılıp çizilenlere bakılırsa, burnundan kıl aldırmazmış hazret.
Dünyadaki ilk imparatorluğa hükmetmiş, tarihe damgasını vurmuş: Antik dünyanın yedi harikasından Babil’in Asma Bahçeleri, onun eseri. Çölün ortasında cennet yaratmış. Öte yandan ilk kutsal kitaba –Eski Ahit’e- adını yazdırmış, lanetle olsa da...
Derken bakıyorsunuz, modern çağlarla birlikte ve de piyasanın elinde girmediği boya kalmıyor. Opera kahramanı oluyor, ismi değiştiriliyor. Dahası, hafifleştiriliyor. Antik çağın Babil imparatoru II. Nabukadnezar, İtalyan müzisyen Guiseppe Verdi’nin elinde oluyor size
Nabucco.
***
Ne zaman gerçekleşiyor bu değişim?
Yazının başındaki “Katı olan her şey buharlaşıyor”
saptaması Karl Marx’a ait.
Komünist Manifesto’da yer alan yeni zamanlara dair bu tarihsel ve evrensel gerçeklik kaleme almadan tam altı yıl önce, 1842’de Nabukadnezar, Verdi’nin elinde Nabuccolaşmış.
Abdullah’ın Apo, İbrahim’in İbo’laşması gibi Nabukadnezar da Nabucco’dur artık. Katı olan her şey buharlaşmaktadır.
Verdi’nin operası ise, doğuşundan tam 160 yıl sonra 2002’de bambaşka bir şeye; boru hattına dönüşecektir. Ama oraya gelene dek Nabukadnezar’ın göreceği, çekeceği daha çok şey var.
***
Babil kralı Nabopolassar, MÖ 630’da doğan oğluna
Nabu Kudduri Usur adını verirken, bir şeyler sezinlemiş olsa gerek. Üç sözcükten oluşan bu isim aslında bir dilek, yakarış. “Tanrı, ilk doğan oğlumu koru” anlamına gelmekteymiş Akadcada.
İşte o Nabu Kudduri Usur, dönüşe dönüşe tarih kitaplarındaki Babil İmparatoru II.
Yazının devamını okumak için tıklayın.