Kendi deyişiyle bir Kentsüvar’dır Süha Tuğtepe.
İstanbul’daki ilk mekânından başlamıştı Seyir Notları’nı yayımlamaya:
Nişantaşı... Nişantaşı –Renkli Sinemaskop Yıllar-, Doğan Kitap, 2008.
Devamında İstanbul’un başkentini anlattığı
Yarmatoloji Merkez Kampüsü Beyoğlu vardı.
Nişantaşı - Beyoğlu hattından şehrin ana rahmine; Altınboynuz’a inecek,
Haliç Viranhaneleri ve Viranhanetörleri’yle tamamlanacaktı tur.
Ayrı bir kitap konusuydu doğduğu şehir:
Osmanlı Kültür Paşası Gastamonu.
Kastamonu’nun Cide’sidir doğum yeri. Hocası, üstadı, hemşehrisi Rıfat Ilgaz’ın deyişiyle
Karadeniz’in Kıyıcığı’ndan... Hep orayı; anayurdu-babaocağını yazmak, yaşamak istemişti belki de.
***
Onca tutkuyla bağlandığı ve anlattığı İstanbul’a, şehrin ve ülkenin sancılı değişim yıllarında; 1970’lerin ortalarında ayak basmıştır.
Hemen bütün göçmenler gibi onun da koca kentte ilk durağı hemşehri-akraba yanıdır. Sığıntı. Nişantaşı’nda bir kapıcı ailesine misafirlikle başlayan serüven, semti mesken tutmaya döner.
İstanbul’a yolunu düşüren üniversite yılları, tüm ülkeyi ve şehri saran sokak savaşlarının uğramadığı ender adacıklardan Nişantaşı’nda geçer. Bambaşka ve fevkalade renkli maceralar, âlemlerle...
***
Öğrencilik ne kadar zoraki, ne kadar gönülsüz bir şeyse, her türden zorunlu “iş-mesai” de öyledir onun için. Hatıra binaen katlandığı çok kısa süreli bir-iki deney, hiçbir işte ve işyerinde dikiş tutturamayacağını anlamaya yetecektir.
Bu durumda yine zorunluluktan kendi işini kurar.
Zaman, o tuhaf “değişim” dönemini, 1980/90’lar aralığını işaret etmektedir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.