Ortalık çocuktan geçilmiyor.
Hayatın hakikiliği, gelecek güzel günler inancı onlarla tazelenip canlanıyor.
TV ekranı onlarla cıvıl cıvıl.
Ne de olsa bir “iletişim aracı” çocuk. Araçtan da öte, bizatihi mesaj. “Çocuklar, göremeyeceğimiz bir zamana gönderdiğimiz canlı mesajlardır,” diyor Neil Postman.
Bunu en iyi pazarlamacılar bilir. Pazarlama-iletişimiyle uğraşanlar. O nedenle de reklamların vazgeçilmezidir çocuklar.
TV ekranlarına baktığınızda bir kez daha inanır iman edersiniz ki dünyanın bütün ürünleri onlar içindir. Onlarla güzeldir, onlarla vardır.
***
Sadece reklamlarda değil, “drama” denilen ve hayatın hikâye/film halini bize bir kez daha gösteren TV dizileri de öyledir. Çocuklar olmadan olmaz. Yeri gelir
Çocuklar Duymasın denir, yeri gelir
Binbir Gece. “Çocuğum için ahlaksız teklife, o siyah geceye, her şeye varım” hesabı...
Dram çocukla başlar, mutlu son onunla gelir. Bin yıl öncesinin Yeşilçam kordelası
Ayşecik – Sezercik Yuvanın Bekçi’sinde ya da
Binbir Gece ve bilcümle dramalarda olduğu gibi.
Hayatı oyunlaştıran, filmleştiren drama –diziler- çocuk üzerinden yürüdüğüne göre, gösterilerin seçici-değerlendirici koltuğunda da onların oturması gerekir.
Öyle oluyor. BKM Mutfak ekibinin gösterisi
Çok Güzel Hareketler Bunlar’da “jüri” niyetine stüdyo izleyicileri ağırlıkla çocuklardan oluşuyor. Yorum-söz, nihai olarak onlarda.
Mutfak ve diğer olgulardan çıkan sonuç: Gösteri ve mizahın algı-beğeni-yargı düzeyi oraya –çocuğa- göre biçimleniyor.
***
Hal böyle olunca gösteri neden onlar üzerine kurulmasın? Sahne, “şov” neden onların olmasın?
Elbette olur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.