O adamı anladığımı söylesem, “sapık” kategorisine mi girerim, yoksa “neo fantezistler”e mi dahil edilirim?
Kim ne derse desin, o adamı anlıyorum.
Medyanın yeni eğlenceliği 27 yaşındaki su dağıtıcısından söz ediyorum. Boş damacanayla mastürbasyon yapmaktaymış hani... Hem de asansörde. Hem de bir değil, iki kez.
Nereden biliyoruz?
Kamera kayıtlarına takılmış adamımız.
Doluyu götürüp boşu aldıktan sonra, önceki damacanayı sonrakiyle aldatmaktaymış.
Fantezistler öyle yorumluyor.
“Talihsiz damacana”ya üzülenler de var... Bu kadarına pes, diyenler çoğunlukta.
***
Cüneyt Özdemir olaya başka bir cepheden bakıyor.
“Su dağıtıcısı ve damacana haremi meselesinde benim anlamadığım ‘neden damacana ile seks’ kısmı da değil, ‘Damacana ile neden asansörde sürekli seks’ kısmı” diyen Özdemir, kahramanımıza biraz izan çağrısı yapıyor: “Madem böyle marjinal bir seks hayatın var. Hâlihazırda su dağıtımcısı olup haremini kurmuşsun. O damacana senin bu damacana benim... Sınırları neden zorlarsın be adam!”
***
Oysa Özdemir yanılıyor.
Söz konusu olay ne memleketteki cinsel açlığın boyutlarını ortaya koymaktadır, ne süper fantezi örneğidir, ne de mastürbasyon... Tam da onun şaşırdığı ve itiraz ettiği sınırları zorlamaktan ibarettir olay.
O noktada da şaşıracak, abartacak bir şey göremiyorum ben.
Halis Ağa’nın (Toprak) yeni hareminde didiklenecek bir şey var mı, gelinin 17’lik, damadın 70’lik olması dışında?
Berlusconi’yi geçiyoruz.
***
Seks ve aşırılık her zaman eğlendirmez. Ürkütür, dehşet, vahşet de taşır. Bkz: Eskimeye yüz tutan Münevver meselesi. “Kafası bedeninden testereyle ayrılmış talihsiz kız” bahsi var orada. Zengin oğlan - fakir kız; Bir İstanbul Masalı’nın somut gerçeklikteki karşılığı da.
Yazının devamını okumak için tıklayın.