Daha düne değin varoş ahalisinin, özellikle de genç takımının; kimsesizlerin, sahipsizlerin, tinercilerin, jiletçilerin “baba” diye sesine sığındığı Müslüm Gürses dahi yakaladı hakikati.
Digital çağda business friend
Akıllı olmak artık trend. ***
30 yıllık gariban Baba’nın akıllanması Güncel Sanat sayesindedir.
Tam da 20. yüzyıla veda etmek üzereyken, 1999’da, İstanbul-Ortaköy’de, Esma Sultan Yalısı’nda gerçekleşti olay.
Nurcan Çağlar, sanat tarihinin klasiklerinden Leonardo da Vinci
Son Akşam Yemeği’ni sahneye taşıyan bir performans düzenlemişti. İlk sahnelemelerde İbrahim Tatlıses’ten
Nankör Kedi’yi fon müziği olarak kullanan Çağlar, (Dikkat:
Da Vinci Şifresi henüz yazılmış değildi o sırada!) Esma Sultan’daki uygulamada Müslüm Gürses’i çıkarıyordu sahneye.
Bizzat varlığı ve bedeniyle ses veren Baba’nın şarkısı hayli manidardı:
Bakma bana öyle.
***
İsa ve havariler de temsilen orada tabii. Leonardo da Vinci ve tablosunu Çağlar’dan önce aynı anlayışla (happening) yeniden üreten –yani kullanıp dönüştüren- Andy Warhol da temsil ediliyor.
Hıristiyan teolojisindeki “et ve kan” (ekmek-şarap) ikilisi yerel ögelere güncellenmiş, davetlilere şarap ve lahmacun servisi yapılmıştı.
Finaldeyse sahne Bakma bana öyle, diyen Müslüm Baba’nın.
Tüm bu performansın ardında, arkasında Vestel var. Sponsor olarak.
***
Son Akşam Yemeği performansı sadece Türkiye’deki güncel sanatın değil, otuz yıllık arabeskçi gariban Müslüm Gürses’in de dönüşümüdür.
Yazının devamını okumak için tıklayın.