Orhan Pamuk’un Nobel sonrası ilk romanı nihayet okurla buluşuyor.
2001’de yayımlanan Kar’ın hemen sonrasındaki söyleşilerde Pamuk, bir aşk romanı üzerinde çalıştığını söylemişti. Kitabın adı da çoktandır biliniyor: Masumiyet Müzesi.
Pamuk’un en önemli özelliklerinden biri, romanlarını salt metin tasarlayıp yazmanın ötesinde onları aynı zamanda görsel-iletişimsel yönden de “proje”lendirmesidir. Bu kez de yine bir dizi “proje” eşliğinde geliyor roman. En özgünü ve bence en önemlisi, kitapla aynı adı taşıyan müzenin açılacak olması. Ki, bildiğim kadarıyla bir romana ait onunla eşzamanlı müze/sergi düzenlenmesi, dünya edebiyat ve kültür tarihinde bir ilk deney, proje.
Çukurcuma’da eski adıyla Bruckner Apartmanı’nda hazırlanmakta olan müzenin proje ve restorasyonunu İhsan Bilgin yapmış.
Bir adım daha gidelim; müze projesi, doğrudan doğruya romanın, anlatının da içinde yer alıyor. Bu durumda eşzamanlılık, kitabın çıkışından da önce, en başa; metnin tasarımına dek uzanıyor.
Şöyle ki; romanın ana kahramanı (Kemal Basmacı), tutkulu aşkına, sevgilisi Füsun’a ait ne varsa toplar. Evet, romanın ana temalarından biri takıntı-tutku! Ve bunlar eşliğinde sahip olmak-ait olmak. Büyük Koleksiyoncu...
Romana göre, Kemal Bey, yıllar sonra sevgilisi Füsun’un oturduğu evi satın alarak o tutkulu aşkı anıtlaştırmaya koyulur. İlk seviştikleri yatak, aşklarının ana mekânlarından 1956 model Chavrolet ve Füsun’a ait eşya, nesne olarak ne varsa, bu “mabet”te; Masumiyet Müzesi’nde sergilenecektir. Görüldüğü üzere takıntı devam ediyor.
Proje içinde proje, roman içinde roman
Eğlence, Orhan Pamuk’un üzerinde pek durulmayan ama bence en belirgin özellikleri arasında yer alır. Günlük yaşamını bilmem, yazar tavrından söz ediyorum. Masumiyet Müzesi’nde bu tavır, Kemal Bey’in soyadından başlatılabilir. 1970’ler İstanbul üst sınıfından, “tekstil zengini” ailenin aslı faslı “Basmacı”dır.
Hoş, romanın ana öyküsünde (zengin oğlan ve uzak yoksul akraba genç kız) Yeşilçam melodramlarına, aynı şekilde önceki Pamuk romanlarına da gönderme var. Gönderme bunlarla sınırlı değil. İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları’ndan başlayan, içinde yazar Orhan Pamuk’un, dahası Kara Kitap’ın meşhur köşe yazarı Celal Salik’in yer aldığı “tanıdıklar” (akrabalar) kadrosuna roman boyunca geçit resmi yaptıran Pamuk kendi albümünü sergilemeyi sürdürüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.