Önce meyhanelerde doğmuş
vodvil denen tür.
Taşkın denecek derecede neşeli, gürültülü bir müzik, şarkı türü.
Aslında tüm bu özellikler kullandığı dilden, dilin sivriliğinden, baharatlılığından –anlayan anlar baharatı- had-hudut tanımazlığından geliyor.
Alaycı, yergici, eleştirel bir dil bu. Önde, yukarılarda birilerini, bir şeyleri hedefe alıyor ve taşa tutuyor. Erişilmez, dokunulmaz, tumturaklı, ağır edalarda ne var, kim varsa işte onları yerden yere vuruyor... Sadece yukarıya değil; aşağıdakilere de aynı biçimde yaklaşır. Kısaca söyleyen ve izleyen de payını alır her tür hafifsemeden, toz silkmeden, silkelemeden.
Neşesi, dilinin sivriliği, gürültücülüğü bundan. Tabii cazibesi ve gücü de.
Meyhanelerde çakırkeyif-dumanlı kafayla tutturulan bu alt-tabaka dili, bu şarkı, bu hava epey tutmuş olmalı ki, hızla müziğin ötesine geçmiş, başlı başına bir gösteri niteliği almış. Tiyatro-sahne oyununa dönüşmüş.
***
18. yüzyılda ortaya çıkmış vodvil.
Sınıfsal ayrışmanın netleştiği, sınıflararası mevzilenme ve çatışmanın başladığı dönemde, Fransa’da boy vermiş bu sanat.
Adını Fransa da bir kasabadan, bölgeden (
Vaudeville) aldığı öne sürülüyor. Bu müzik-tiyatro, eğlence türünün
Voix de ville - Şehrin Sesi olarak adlandırıldığını söyleyenler de var.
Ben ikinci yorumdan yanayım.
Tam şehre özgü bir biçim çünkü.
Yazının devamını okumak için tıklayın.